Müzik, Pdf Hayratı, Tarih

Dengbêjler / Sözün Yazgısı

Abidin Parıltı’nın 2005 yılında basılan “Dengbêjler / Sözün Yazgısı” adlı kitabı, Homeros’un İlyada’sından ozanlara saygıyı anlatan dizelerle başlıyor. Dengbêj, Kürtçe’de söz söyleyen anlamına geliyor. Kitap, dengbêjleri, genelde okuma yazma bilmeyen, sözlü kültürün özellikleri ve değerleriyle yetişmiş, yaşadığı toplumu, geleneklerini, koşullarını, çelişkilerini iyi bilen, güçlü belleğe sahip, sese ve söze biçim verebilirken onu estetize edebilen yetenekte, Kürt halk hikayelerini bir ezgiyle yoğurarak, kimi zaman da bir enstrüman eşliğinde belli bir zaman diliminde bu hüneri dinleyici topluluğu karşısında icra eden anlatıcılar olarak tanımlıyor.


Kitapta, dengbêjlere ulaşmak için öncelikle kültür kavramına açıklık getirilerek, toplumsal kavramlar tanımlanmış. İlk yazının M. Ö. 3500 yıllarında Mezopotamya çevresinde yaşamış Sümerlere ait olduğu bilgisi verilen çalışmada, sonraki yüzyıllar boyunca yazının hiç kullanılmamasına dikkat çekiliyor.


Mezopotamya halkları arasında yer alan Kürtler de, tüm bu birikimin üzerinde bir sözlü kültür inşa etti. Kitabın sözlü kültürün karakteristik özellikleri üzerine durulan ilk bölümünde, sözlü ve yazılı kültür arasındaki farklar da işleniyor. Sözlü kültürle yazılı kültür arasında önem taşıyan farklardan biri de sözlüktür. “Sözlü kültürde açıp bakma gibi bir kullanım söz konusu değildir” diyen yazar, sözlü kültürde anlatılan bilginin bir belgeye dayanmadığından, kişiden kişiye değişebileceğini ifade ediyor.


Sözlü kültürün Doğuda, Batıdakinden çok daha uzun süre etkili olmasını ise yazar, yazının yaygınlaşmasının gecikmesi dışında, kültürel alışkanların da etkisine bağlıyor.


Yazar sonraki “Dengbêjler ne anlatır?” adlı bölümde halk hikâyeciliği, destan, anlatılar, masal ve efsanelere giriş yaparak, tematik bakımdan neler üzerinde durulduğunun sınırlarını aralıyor. Bu bölümde Parıltı, Kürt kültürü açısından sözlü kültür ürünleri hakkında karakteristik bilgiler veriyor.


“Dengbêjlerin Akrabaları” şeklinde adlandırılan bölümde, hikâye anlatma geleneğinin insanlık tarihi açısından önemi üzerinde durularak, diğer toplumlardaki karşılıklarına bakılmış. Hikâye anlatmanın yanı sıra gelişim ve özellikleri etrafında ortaklıklar kuruluyor. Birçok ortak özelliğin yanı sıra sokak dili kullanmalarına rağmen soylu sınıf tarafından dinlenilmeleri de ilginç bir ortak payda. Homeros’un rhapsodoileri, minstrel ve bardları, jester ve mummerları, trubadurları, Anadolu’nun ozanları, aşıklar, dengbêjlerin yolları arşınlayıp, kültürü yayan akrabalarını oluşturuyor.


Yazarın bu bölümdeki bir amacı da kültür kuramcısı Levi Strauss’un sözünü ettiği “kültür koalisyonu” kavramını düşündürtmek. Yazar, Ortadoğuda kültürlerin dengbêjleri görmezden geldiklerini ifade ederek, çalışması boyunca hiçbir kaynakta dengbejlere rastlamadığını vurguluyor. Oysa yazar, Strauss’un da belirttiği gibi, kültürlerin ancak birlikte var olabileceğini bu çalışmasıyla gösteriyor.


Yazar, kitabın son bölümünü ise Evdalê Zeynikê, Karapetê Xaço, Eyşe Şan, Meryem Xan, Şakirobir kaç ünlü dengbêj portresine ayırmış.


Dengbêjler / Sözün Yazgısı – Abidin Parıltı


İLGİNİ ÇEKEBİLİR:  Kuklaya veya Tanrıya