Sanat

Federico Babina, Archist

Bir sanatçının ruhu, mekansal bir forma nasıl aktarılır? Dali bir ev ya da Miró bir müze tasarlasaydı, bu nasıl olurdu?

 

Mimarlık ve sanat, insanın yaşamı anlamlandırma çabasının iki farklı dilidir. Biri bedenimizi sararken, diğeri ruhumuzu harekete geçirir; insanlığın kültürel evrimini yansıtan iki disiplin olarak birbirini besleyen, zaman zaman iç içe geçen ve derin bir diyalog kuran alanlardır. Sanat (özellikle enstalasyonlar), izleyiciyi fiziksel mekanla ilişki kurmaya zorlar. Örneğin, James Turrell’in ışık enstalasyonları, mimarinin sınırlarını sorgulatır. Turrell, taş, beton, çelik gibi geleneksel mimarinin katı malzemelerini reddeder ve ışığı bir yapı malzemesi olarak kullanır. Modern mimarinin “işlevsellik” vurgusuna karşı, Turrell mekanı salt “deneyim” için tasarlar. Ona göre bir oda artık yaşamak için değil, hissetmek için vardır. Ya da bir diğer örnek: Diego Rivera’nın duvar resimleri. Bu resimler, mimariyi bir propaganda aracına dönüştürürken; Banksy’nin sokak sanatı, kamusal mimariye müdahale eder. Günümüzde bu ilişki, sürdürülebilirlik, teknoloji ve kimlik politikaları ekseninde yeniden şekilleniyor.


Mimari, sanatın taşıyıcısı olabilir mi?


Resim, heykel ve mimari her zaman birbirini etkileyen, ortak yollarda büyüyen ve gelişen tamamlayıcı disiplinler olmuştur. Walter Benjamin “Pasajlar” eserinde, mimariyi modernitenin sanatla kesişen bir arşivi olarak yorumlar. Hem İtalyan bir mimar hem de illüstratör olan Federico Babina, iki disiplinin halihazırda olduğundan daha açık bir şekilde etkileşime girdiği bir dünya hayal ettiğini söylüyor ve sanat eserlerini mimariyle harmanlayan bir illüstrasyon koleksiyonu olan Archist’te bu konuyu ele alıyor.



Federico Babina’nın Archist serisi, mimari ve sanat tarihi arasındaki kesişimi yenilikçi bir şekilde yorumlayan önemli bir çalışmadır. Bu seri, ünlü sanatçıların tarzlarını mimari formlara dönüştürerek, her iki disiplinin de dilini görsel bir diyaloğa dönüştürüyor. Babina’nın seçtiği sanatçılar, 20. yüzyılın avangart hareketlerinden çağdaş sanata uzanan geniş bir yelpazede yer alıyor.



“Sanat ve mimarlık birbiriyle konuşan ve birbirlerine hafifçe dokunan disiplinlerdir, mimarinin tanımı ve işlevi çağdaş sanatın gelişmesiyle sürekli değişmektedir.” Federico Babina 


Babina, sanat ve mimarlık arasındaki simbiyotik ilişki ve örtülü ortaklıktan beslendiği projesinde, sanat ve mimari arasındaki sınırı aşıyor ve ikisi arasında bir diyalog yaratıyor. Evlerin her biri için seçilen sanatçıların her birinden sanatçının renk paleti, kompozisyon teknikleri ve tematik şekilleri, binaların formuna ve detaylarına aktarılıyor. Böylece sanatçı ile Babina’nın yorumu arasındaki bağlantı kolayca tanınabilir hale geliyor. Mesela, Andy Warhol’un Campbell çorba kutuları ve Marilyn Monroe baskıları bir apartman kompleksini süslüyor ya da Joan Miró’dan ilham alan bir bina, soyut sanatı sürrealist etkilerle birleştiriyor. Hangi mimari yapı hangi sanatçıya ait sezebiliyoruz. İnsanların beynindeki popüler sembol ve ikonların benzer kodlanıp kodlanmadığını çözmek keyifli. İnsan beyni, sembolleri hem evrimsel miras hem de kültürel öğrenme yoluyla kodlar. Bazı ikonlar neredeyse evrenselken, diğerleri derin farklılıklar gösterir. Babina, bu sezdirmeleri oldukça başarılı bir şekilde yapıyor. Örneğin:


Mondrian’ın “Composition” serisi, mimaride De Stijl hareketini (Örneğin Rietveld Schröder Evi) etkilemiştir. Babina bu etkiyi tersine çevirerek sanatı mimariye dönüştürüyor.


Parlak renkler, tekrarlayan motifler ve tüketim kültürüne göndermeler. (Campbell çorba kutularını anımsatan pencereler). Warhol’un seri üretim fikri, Babina’nın tasarımında modüler yapı bloklarına dönüşüyor. Bu, pop art’ın kitle kültürüne mimari bir eleştirisidir.


Van Gogh’un yıldızlı gökyüzü, bir binanın cephesinde titreşen ışığa dönüşüyor.


Organik formlar ve paradoksal perspektiflerle tasarlanmış bir bina, bize Dali’yi anımsatıyor.


Kaotik çizgiler ve renk damlacıkları, binanın cephesinde “drip painting” efekti yaratıyor ve aklımıza Pollock geliyor.


Federico Babina, sanatçıların tarzlarının en ikonik ve tanınabilir yönlerini cesur bina şekillerine ve canlı renklere dönüştürüp eğlenceli bir mimari bakış açısıyla yorumluyor. Seri, sanatın mimariye nasıl ilham verebileceğini göstererek disiplinlerarası bir köprü kuruyor. Diğer eserler için galeriyi inceleyiniz:



Mimari, sanatın işlevsel yüzü müdür?


Federico Babina’nın diğer bütün çalışmalarını / sitesini şuradan inceleyebilirsiniz:


federicobabina.com


Görüşmek üzere.


İLGİNİ ÇEKEBİLİR:  Sanatın Siyaseti ve Formu