Misafir Ol Gel Bana, Sanat, Sinema

Nuh’un Gemisi Cudi’de ama Nasıl?

Nuh’un Gemisi Cudi’de filmi  bayram vesilesi ile TRT 1 ekranlarında ilk kez seyirci ile buluştu. Film, belli ki  Nuh’un Gemisi’nin Cudi Dağı’nda olduğu mesajını verme yoluyla ortaya çıkmış ki zaten bunu direkt mecazsız film adı yapmışlar.  Biraz da Nuh’un Gemisi’nin Ağrı’da olduğu iddialarını bertaraf etmek için yapılmış olabilir. Gelelim filmden arta kalanlara: Filmin reyting ölçümlerinin fena olmadığı hatta 22 milyon kişi tarafından izlendiği söylendi ki sonuçlar manipüle edilmediyse iyi bir reyting. Yalnız bir filmin çok izlenmesinin o filmin Türkiye’de iyi bir film olduğu anlamına gelmediğini hatırlatalım ve Recep İvedik’in en çok izlenen film rekorunu zamanında kırdığını belirtelim. Filmin tamamını izlemek sinemadan bir gıdım anlayanlar için adeta işkence idi. Nitekim sorduğum bazı arkadaşlar dayanamayıp izlemeyi bıraktılar. Ben bitirdim ama nasıl?



Şırnak ili Türkçe konuştuğunda İstanbul ağzını Kürt aksanıyla konuşur ama filmde ağzını yayarak konuşan oyuncuların hiçbirinin Şırnak ağzıyla alakası yok. Diyarbakır ağzını Şırnak ağzı diye vermişler sanki. Üstelik “guhşegî” gibi soft kelimeler bile “qûşegî” gibi abartılı ve absürt telaffuzlarla dile getirilmiş. Beko’ya “Beqo” dediler ki ikisi arasında dağlar kadar fark var. Beko Bekir’dir, Beqo ise kurbağa anlamına geliyor. “Hayır” kelimesi gibi kelimeleri bile gırtlak h’si olarak telaffuz ettiler.



Film boyunca abartılı absürt bir töre dizisi aksanı hakimdi. Bu tür dizilerde Kürtler bir vampir türü olarak verilir ve herkes yer çekimine inat kanın yerde kalmasından şikayetçidir. Nuh’un Gemisi Cudi’de filminde İngiliz oyuncu dahil her an herkes, “Kanımız yerde kalmıştır babo!” diyecek gibiydi. Niye derseniz; aksanın töre dizisini andırmasından… Filmde en fazla rahatsız eden durum da aşırı alt düzey mizah olmasıydı. Hatta yapılan “mizah düzeyi”nin sadece iki eksiği vardı: Düzey ve mizah. Malumunuz, mizah seviyesi düştükçe mizahın fiziki olma ihtimali artar. Filmde de şaka yapalım derken Şırnak halkını gömmüşler. (Kapıya sıkışma, iki çatalla yemek yeme vs) Filmdeki mizah köy seyirlik oyunlarına rahmet okutur. İki kişinin kapıdan geçmeyi başaramamasının nesi komik? Söyleyin de biz de gülelim.


Filmdeki kurnaz kız Gamze’nin (pardon Qemze) aşırı aptal olması ve sert geçişlere maruz kalması ayrı absürt olmuş. Şu diyaloğa bakar mısınız?


Cemil’i sevmeyen Ali’ye aşık Qemze:

Ne kadar paran Cemil?
+İki yüz bin dolar trink!
Kaçır beni Cemil!


“Nuh’un Gemisi’ne beni götürebilir misiniz?” diyen yabancıyı “Şırnak’ın aşağısındaki plastik gemi heykeline” götürecek kadar salak kaç insan var Şırnak’ta? Ki o gemi heykeli “Mimari Facialar” sayfasına konu olmuş bir heykeldir. (Üşenmedim, buldum.) Hadi komedi uğruna götürdünüz, neresi komik? Şırnaklılar gerçekten konuya o kadar yabancı mı ki plastik heykeli Nuh’un Gemisi sansınlar!?



Kız isteme merasiminde, bu merasimin Şırnak gelenekleri ile uzaktan yakından alakası yoktu ve kız istemeye gelen ebeveynin ve oğullarının ultra görgüsüz (kapıya sıkışmak, kahveyi abartılı höpürdetmek, iki çatalla aynı anda ağza yemek götürmek vs) gösterilmesi nasıl bir anlayış? Komik mi?


Filmde çok gereksiz diyaloglar da yok değildi. Mesela Robert adlı yabancı adamın gayet makul bir şekilde: “Umarim doğru söylüyorsundur Cemil?” demesiyle Cemil’in:  “Biz sen değiliz ki Robert Bey!” diye cevap vermesi saçmalığın daniskası olmuş. Durduk yere bu temelsiz fevrilik neden? Neden yani?


Yarı halk kahramanı yarı eşkıya Elo Dino‘nun “Deli Ali” diye motomot çeviri ile meczup bir karakter olarak gösterilmesini mi istersiniz? “Nuh Tufanı” gibi büyük bir olaya sığ bir üslupla değinmek mi dersiniz? İnsan Kur’an’dan, Tevrat’tan referans gösterir. Girişte altı doldurulmadan da olsa ayete değinilmesi güzel olmuş. Nuh Tufanı gibi hazır ve güzel bir senaryodan bu filmi üretmek ultra yetenek(!) ister.



Filmde üçkağıtçının adı muhtemelen Selahaddin Demirtaş‘a subliminal atıfla Selo idi. Belki de yanılıyorumdur.


Sezar’ın hakkı Sezar’a, filmde dengbêjlerin müzik icra ettiği sahneler gayet güzeldi. Yalnız orada bile sonraki replikte o Kürtçe müziğe “türkü” denilerek müzik çarpıtıldı. Türkü, “Türk’e has” demektir. Orada tek kelime Türkçe var mıydı? Yok.


Neyse, çok film hakaretler bunlar züppe lopa lop lüp! Afiyet olsun!


Tarantîn Quentîno


İLGİNİ ÇEKEBİLİR:  Dansın Devrimci Kraliçesi