Mitoloji, Resim, Sanat

Sandro Boticelli, Pallas ve Centaur

Sandro Botticelli, sanat, bilim ve felsefede olağanüstü bir gelişme dönemi olan İtalyan Rönesansında önemli bir sanatçıydı. Botticelli, insan figürlerini canlı tasvirleriyle, çarpıcı kompozisyon ve detay kullanımıyla ve ustaca renk kullanımıyla tanınır. Yunan Mitolojisi’nin temel konu ve karakterlerini kendi Rönesans değerleriyle birleştirerek yeni bir resim anlayışı ortaya koymuştur. Resimlerinde özellikle mitolojiyi, sembolik ve ikonografik okumalarla düşündürecek şekilde işlemiş olması bahsedilen mitoloji konulu resimlerini Rönesans’ın yeni anlam örgüleriyle oldukça farklı bir anlayışla ortaya koyduğunu gösterir. Botticelli sanatının en parlak dönemi diyebileceğimiz 1480-1490 yılları arasında Medici ailesinin korumasında çalışmalarını sürdürmüştür.


Kesin olmamakla birlikte, Pallas ve Centaur tablosunun Lorenzo de Medici tarafından bir aile üyesinin düğünü için sipariş edilmiş olması mümkündür. Medici ailesi, sanatın başlıca koruyucuları olan güçlü bir Floransalı aileydi. Dönemin bölgedeki en iyi düşünürlerini ve filozoflarını bir araya getirerek Floransa’da Neo-Platonik akademiyi kuran Yaşlı Cosimo’ydu ve torunu Lorenzo de Medici bu geleneği sürdürdü. Ailece muazzam bir siyasi güce sahiplerdi ve Botticelli onlar için resim yapan birkaç önemli sanatçıdan sadece biriydi. Klasik Avrupa sanatı en kamusal olduğu anda bile yapısı gereği demokratik olamaz. Belirli bir zümrenin seyri için üretilmiş ve kısıtlı çevrelerde dolaşıma girmiştir. Klasik kelimesinin kökenindeki İngilizce “class” yani “sınıf” kelimesi bile bu sanatın kapalı kimliğini ifşa eder. Bu tablo da “sınıf” için yapılmış.


Sanatçılar, ifade etmek istedikleri dini, manevi veya politik olayları doğrudan değil figürler, simgeler aracılığıyla yarı gizli veya karmaşık şekilde iletmek için alegorileri kullandılar. Alegoriler, sanatçıların kendileri ve işledikleri konu arasına bir mesafe koymasına imkan vermektedir. Tabloda figürler mitolojidendir ve bir alegori söz konusudur. Kontrolsüz tutku, şehvet, şehvetle mücadele ve tutkunun akla boyun eğmesiyle bağlantılı. Bu tablonun yorumlanması, Rönesans Floransasında sanat dilinin ne kadar incelikli ve karmaşık olduğunu anlamamıza yardımcı oluyor.



Figürün kimliği hakkında bazı tartışmalar var; en yaygın olarak Athena olduğu düşünülse de aynı tanrıçanın Romalı eşdeğeri Minerva veya antik Roma Aeneid’de tanımlanan bir savaşçı olan Camilla da olduğu söylenir. Hangi efsanevi figür olursa olsun, kesinlikle saflık, akılcılık ve savaşla ilişkilendirilir.



Centaurlar yarı insan yarı at bedenli yaratıklardır ve ormanda yaşarlar ve şehvetleri uğruna masum perileri avlarlar. Hem vahşi hem de azgın olarak bilinirler. Yarı insan yarı at centaur (Yazının devamında sentor diyeceğim.) ormanda perileri avlayarak şehvetini tatmin ediyor, yasak bölgeye sapıyor ve ava hazırlanmak için yayını gererken Pallas’a yakalanıyor. Kadın figürünün kimliği pek çok tartışmaya neden olsa da sentorun ardındaki anlam daha açık. İnsan ve hayvanı birleştiren bir yaratık olan sentor, insanlığın vahşi içgüdülerini -kontrolsüz tutku, cehalet ve şehveti sembolize eder. Dolayısıyla, sentorun itaatkar duruşuna dikkat çeken bu tablo, insanın ilkel doğasını elinde tutan zekayı, tutkunun iffet ya da erdem ve akla boyun eğmesini temsil ediyor.



Tablonun göz kamaştırıcı detayları, karmaşık sembolizmi ve figürlerindeki hüzünlü, esrarengiz ifadeleri adeta yorum gerektiren bulmacalar gibi görünüyorlar. Pallas’ın zarif görünümüne rağmen sırtında bir kalkan, ayaklarında ise deri sandaletler var. Ayrıca, elinde nöbetçiler ya da gardiyanlar tarafından kullanılan bir silah olan muazzam bir törensel teber taşıyor. Bu bize sentorun tanrıçanın muhafaza ettiği, kendisine yasak olan alana izinsiz girdiğini düşündürüyor. Sentorun saçını kavradığında, sentorun ok atmaya hazırlanırken yakalandığı anlaşılıyor. Orta parmağı hala bükülmüş ve ok atmaya hazır durumda resmedilmiş.



Botticelli’nin Medici ailesinin iç içe geçmiş üç halka olan amblemini bilgelik tanrıçasının giysisine dekoratif bir unsur olarak dahil etmesi, bu resmin aslında Medici ailesi için tasarlandığının bir başka göstergesidir. Athena -ya da Pallas- zeytin ağacının dallarını kollarının ve vücudunun etrafına dolamıştır. Zeytin ağacı, Bilgelik Tanrıçası ile ilişkilendirilen kutsal bir semboldür.



Tablonun sadece mitolojik bir sahneyi tasvir etme amacı taşımadığına dair bazı teoriler de var. Arka plandaki tekne, on beşinci yüzyılın gemilerine benzer bir yapıya sahip, bu da Botticelli’nin klasik mitolojinin unsurları ile çağdaş Floransa toplumu ve siyasetinin unsurlarını birleştirtirdiğini gösteriyor. Botticelli’nin Lorenzo di Pierfrancesco’ya yönelik daha kişisel bir mesaj olabileceği de söylenir. Düğün hediyesi olan tablo, genç adama şehvetini bastırması ve daha yüce bir sevgi ve manevi aydınlanma biçimine ulaşması için erdemli bir eşe boyun eğmesi olarak okunabilir.


Medici tablolarının çoğu gibi, bugün Pallas ve Centaur da Floransa’daki Uffizi galerisinde asılı duruyor. Bir gün Uffizi’yi ziyaret etmeniz ve başka bir yazıda görüşmek dileğiyle.


 

 

 

 

 

 

 

 

 

İLGİNİ ÇEKEBİLİR:  Fernand Khnopff, Caress of the Sphinx ve Oidipus Kompleksi