Etiket

Sinema

Sanat, Sinema

How Far Can I Go

Hayatlarının büyük bir bölümünü yalnız seyahat ederek geçiren Laura ve Fermín’in yolları 2019 baharının başında Volos Denizinde kesişti. Kuşlar kadar özgür, dünyanın her yerinde, her dilde şarkı söyleyerek kendilerini keşfetmeye devam etmek için el ele tutuştukları yolculuğun başlangıç noktası buydu. Tanıştıktan kısa süre sonra yola birlikte devam etme kararı alan müzisyen çift şimdi evlerinden binlerce kilometre uzakta karavanlarıyla dünyayı dolaşıyorlar. Devamı İçin Tık Tık

4 Yorum
Misafir Ol Gel Bana, Sanat, Sinema

Nuh’un Gemisi Cudi’de ama Nasıl?

Nuh’un Gemisi Cudi’de filmi  bayram vesilesi ile TRT 1 ekranlarında ilk kez seyirci ile buluştu. Film, belli ki  Nuh’un Gemisi’nin Cudi Dağı’nda olduğu mesajını verme yoluyla ortaya çıkmış ki zaten bunu direkt mecazsız film adı yapmışlar.  Biraz da Nuh’un Gemisi’nin Ağrı’da olduğu iddialarını bertaraf etmek için yapılmış olabilir. Gelelim filmden arta kalanlara: Filmin reyting ölçümlerinin fena olmadığı hatta 22 milyon kişi tarafından izlendiği söylendi ki sonuçlar manipüle edilmediyse iyi bir reyting. Yalnız bir filmin çok izlenmesinin o filmin Türkiye’de iyi bir film olduğu anlamına gelmediğini hatırlatalım ve Recep İvedik’in en çok izlenen film rekorunu zamanında kırdığını belirtelim. Filmin tamamını izlemek sinemadan bir gıdım anlayanlar için adeta işkence idi. Nitekim sorduğum bazı arkadaşlar dayanamayıp izlemeyi bıraktılar. Ben bitirdim ama nasıl?


Devamı İçin Tık Tık

24 Yorum
Sanat, Sinema

Andrei Rublev, Tarkovsky

15. yüzyıl Rus ikona ressamı Andrei Rublev’in yaşamını ele alan, resim sanatı ve sanat felsefesi üzerine derin bir düşünce aktarımı yapan bir Andrey Tarkovsky filmi: Andrei Rublyov / Andrei Rublev.


Umutsuzluk, adaletsizlik ve yoksulluğun yaygınlaştığı bir dönemde yaşayan Rublev, sanatıyla inancın saflığını vurgulamaya ve yüksek bir ahlak ideali ortaya koymaya çabalamıştır. Devamı İçin Tık Tık

Yorum Yap
Korkoro, Sinema

Leyleğin Çocukları, Je Suis ne d’une Cicogne

Filmde; yasa ve devlet, bir eve haciz için gelen polis ve mübaşirin temsilliğinde uzatmaya hiç gerek görülmeden kısaca tanımlanır. Disiplin ve denetim toplumunun ciddi, gergin, duygusuz yüzünün mekanizması birtakım anarşist çekiç darbeleriyle gevşetilip gülünçleştirilir. Verili düzene karşı üç işsiz genç tarafından düzensiz bir ayaklanma başlatılmadan evvel, iş sahibi olmanın ve düzene ayak uydurmanın sıkıntı, stres ve mutsuzluk ürettiğinin altı çizilir. Böylece film bir bakıma aylaklığa övgüdür. Ancak bu aylaklığın ilkesi eylemsizlik değil, aksine fark olumlandığından meta, sömürü ve yabancılaşma üretmeyen eylemdir.


Devamı İçin Tık Tık

3 Yorum
Cinsellik, Sanat, Sinema, Sosyoloji

The Lobster, Michel Foucault’nun Özne ve İktidar Perspektifinden Filmin İncelemesi

Bir şey hissetmediğiniz halde hissediyor gibi yapmak mı zordur yoksa bir şey hissettiğiniz halde hissetmiyor gibi yapmak mı?


Yorgos Lanthimos’un yönetmenliğini üstlendiği 2015 yapımı The Lobster filmi, yakın bir gelecekte gerçekleşeceği varsayılan distopik toplum yapısını sürreal bir tarzda kurgulamakta ve bireyin mevcut sistem içerisinde iktidara karşı yaşadığı baskılanma duygusunu konu edinmektedir. Filmin evrenini üç farklı mekân oluşturmaktadır; modern toplum bireylerinin yaşadığı “kent”, modern toplumu benimsemeyen kaçakların yaşadığı “orman” ve bireyleri modern topluma adapte etmek üzere bir eğitim kampı işlevi gören “otel”.


Devamı İçin Tık Tık

10 Yorum