Kategori

Edebiyat

Edebiyat, Pasajlar

Kara Koyun

Bir zamanlar herkesin hırsız olduğu bir ülke vardı. Geceleri herkes bir fener ve levye ile silahlanıp komşularının evine girerdi. Tan ağarırken çuvalını doldurmuş geri döndüğünde kendi evinin de soyulmuş olduğunu görürdü. Böylece herkes uyum içinde yaşardı, kimsenin durumu çok kötü değildi. Biri birini, o öbürünü soyar, böylece son insana kadar gelinir, sonuncu da o birinciyi soyardı. Bu ülkede ister sat, ister al sahtekarlık demekti.


Devamı İçin Tık Tık

4 Yorum
Edebiyat, Pasajlar, Resim, Sanat

Zweig’ın Frued’u Son Ziyareti ve Dali

Hayatı boyunca bilim dünyasına büyük saygınlık kazandırdığı ülkesinden kaçıp Londra’ya sığınan bu adam, yıllar içinde iyice yaşlanmıştı ve çok da hastaydı. Ama hiç de öyle bitkin ve beli bükülmüş bir hali yoktu. Viyana’da başından geçen bunca işkenceden sonra, korkmuş ve hayata küsmüş bir insanla karşılaşacağımdan biraz korkmuştum. Ama onu her zamankinden daha rahat, hatta daha da mutlu gördüm.


Devamı İçin Tık Tık

8 Yorum
Edebiyat, Pasajlar

Kafa Yoksulluğu

Gazete okurken, birileriyle konuşurken, anlatılan, iletilen acılar, kötülükler, cinayetler karşısında içi oynaması gerektiğini duyduğu halde gönlünden herhangi bir kıpırtı, herhangi bir ürperti geçmeyenler vardır: Bundan ötürü kaygı duyarlar. Kimi ise herhangi bir şey duyması gerektiğini de düşünmez, herhangi bir şey de duymaz; bundan ötürü kaygılanmaz; kaygılanmayı anlayamaz. Taş yürekli filan değildir bu insanlar; imgeleme güçleri, kendi dertlerinden, acılarından, gözle görüp elle dokunabildiklerinden ötesine erişmemektedir, o kadar. Devamı İçin Tık Tık

Yorum Yap
Edebiyat

Porselen Bir Mevzu

“Birbirlerine benziyorlardı ama herkes kadar.” Samuel Beckett

Merhabalar efenim, nasılsınız? Pandemi süresince sağlığınızla beraber akıl sağlığınızı da koruyabildiğinizi umuyorum. Epeydir yazmıyorum ve epeyce serzeniş duydum. Sıradan ve gündelik sorumluluklar ile kişisel esrime arasında bir yer arıyorum. Tatminsizlik, dermansızlık, neşesizlik, kayıtsızlıktan kaçınmaya çalışıyorum ve elbette bir hayatta kalma çabası olarak -paylaşmasam da- yazmaya devam ediyorum.


Devamı İçin Tık Tık

17 Yorum
Edebiyat, Genel, Pasajlar

Harold Pinter

1958’de şu satırları yazmıştım: “Gerçek ile gerçek olmayan arasında kesin bir ayrım yoktur, doğru ile yanlış arasında da. Bir şeyin ille ya doğru ya yanlış olması gerekmez; aynı anda hem doğru hem yanlış da olabilir.” Bu sözler bugün de bana anlamlı geliyor ve sanat yoluyla gerçekliği ararken hala geçerli olduklarını düşünüyorum. Devamı İçin Tık Tık

2 Yorum