Kategori

Pasajlar

Edebiyat, Genel, Pasajlar

Harold Pinter

1958’de şu satırları yazmıştım: “Gerçek ile gerçek olmayan arasında kesin bir ayrım yoktur, doğru ile yanlış arasında da. Bir şeyin ille ya doğru ya yanlış olması gerekmez; aynı anda hem doğru hem yanlış da olabilir.” Bu sözler bugün de bana anlamlı geliyor ve sanat yoluyla gerçekliği ararken hala geçerli olduklarını düşünüyorum. Devamı İçin Tık Tık

2 Yorum
Pasajlar, Sosyoloji

Sıradanlığın Müstehcenliği

Gerçekliğimizin tamamı deneysel hale geldi. Nihai bir yazgının yokluğunda, modern insan kendi üzerinde sınırsızca deney yapmaya mahkûm. Ancak her şeyin teşhir edildiği noktada (Biri Bizi Gözetliyor’da, reality-show’larda vs.) idrak ederiz, görülecek hiçbir şeyin kalmadığını. Her türlü hedefin aksine, sıradanlıkların, sıfır derecesinin aynasında, ötekinin kayboluşunun kanıtı saklıdır; hatta insanların esasen toplumsal varlıklar olmadıklarının kanıtıdır bu ayna. Bir hazır-nesnenin eşdeğeri – gündelik hayatın, zaten hakim modellerle kotarılmış bir hayatın, olduğu gibi başka yere nakledilmesi. Kontrol ekranında kapalı devre imal edilmiş sentetik bayağılık.


Devamı İçin Tık Tık

2 Yorum
Genel, Pasajlar, Sosyoloji

Namus

İlkel insanda namus kavramı yoktu. Servet ya da mallar dünyasında yaşamıyordu o. Dalından koparılan yemiş, avlanan bizon, içilen su servet değildi. Mal ve mallaşma sözkonusu değildi. Parlayan güneşin altında, güneş kadar saf, dayatıcı bir yaşam vardı. Kadın erkeğin, erkek kadının, çocuklar döl erbablarının malı değildi. Arzular, hazlar, bakışlar prangasızdı. Çiftleşme özgürlüğünün sınırı göğün kıyısını aşıyordu. Devamı İçin Tık Tık

4 Yorum
Edebiyat, Pasajlar

Niçin Yazmayı Denemiyorsun?

Yazmak, diye düşünüyordum, iradeden yoksun bir eylem olmalı. Söylenecek şey, derin okyanus akıntısı gibi kendiliğinden akıp çıkmalıdır yüze. Yani yaşamın biriktirdiği zehiri atmak için yazar insan. Masumluğunu yeniden elde etmeye çalışır, oysa (yazarak) yapmayı başarabildiği tek şey, dünyayı kendi yanılgısının virüsüne karşı aşılamaktır. Hiç kimse kağıt üstüne tek sözcük dökmezdi, inandığı şeyi yaşamaya cesareti olsaydı. Daha kaynağındayken sapıyor esini. Devamı İçin Tık Tık

11 Yorum
Edebiyat, Pasajlar

Helbling’in Hikayesi II

Helbling, bir bankada çalışkan bir memur olarak görev yapıyordu, bankayı bırakıyorum ama “çalışkan”ı silmek zorundayım. Haydi, uğurlar olsun şu senin “çalışkan”a! Hayır, Helbling kesinlikle çalışkan değildi, tersine bir günah kadar miskindi. Genç ve yakışıklıydı, terbiyeli ve nazikti, düşünülebilecek her şeydi o; ama sadece çalışkan değildi; dakiklik söz konusu olduğunda, hali haraptı. Geç kalkmak onun temel kusuruydu.


Devamı İçin Tık Tık

7 Yorum