Etiket

Baran Sarkisyan

Felsefe, Psikoloji

Kaçırdıklarımız / Yaşanmamış Hayata Övgü

Özel bir sebebi olmaksızın kendimi içinde bulduğum, dünyanın sıkıntılı köşeleri de var. Gerçi şimdi seyehatlarimin de yazma ediminin de birer kaçış yolu olduğunu görebiliyorum. Yazmak bir terapi çeşididir; bazen yazmayan, beste veya resim yapmayan insanların, insanlık durumunun özündeki delilik, melankoli, korku ve panikten nasıl kaçabildiklerini aklım almıyor. Auden şöyle der, “İnsanın yiyeceğe ve derin bir uykuya olduğu kadar kaçışa da ihtiyacı vardır.”


Devamı İçin Tık Tık

6 Yorum
Korkoro

Eline Çekici Al

Eline Nietzsche’nin çekicini alarak Anne ve Baba temsillerini parçalara ayırana dek vurmaya devam et. Bu parçalara, mercek ustası Spinoza’nın yonttuğu gözlüklerden, Deleuze’ün içe doğru kıvrılan tırnaklarının arasına sıkıştırarak bak: oidipus, nasihat, yasa, mülkiyet, tarih, tanrı, ahlak, köle, iktidar, yeryurt, temsil, arzunun bastırılması… Hiçbir parçasını kaçırma gözünden. Değerlerin değerlendirilmesini başlat; etik bir sürece tabi tut. Göreceksin, ellerinde tuttuğun parçalar, insanlığın sefaletidir; bu kokuya bir süre dayan, içine çek çürümüşlüğü ki anlayasın bok ve sidik plastikle karıştırılınca nasıl bir medeniyet inşa edildiğini.


Devamı İçin Tık Tık

5 Yorum
Korkoro, Psikoloji

Otoriter Aile Yapısı, Milliyetçilik ve Odipus

Hepimizin çocukluk dönemi, -çocukluğumuza özlem duyuyor olsak da- genel olarak sıkıntılı geçmiştir. Çeşitli gerekçelerle kutsanmış olsa da ailelerde ebeveynler için bir/çok çocuk dünyaya getirmek, sıkıntılı birlikteliklerine bir yenilik veya görev olarak sayılmaktadır. Bu tartışmalı olsa da ebeveynlerin belki azınlıkta kalan kısmı hariç, çocuk nasıl yetiştirilir bilmemektedir. Genetik bir aktarmaymış gibi anne/baba kendi çocukluğunda gözlemlediği anne/babasını, model alarak nasıl yetiştirilmişse kendi çocuğunu da öyle yetiştirmeye çalışır. Çok açıktır ki bir anne, baba için de bir çocuk yetiştirmek oldukça sıkıntılı bir süreçtir; çocuk altına işer, karnı acıkır, bağırır, ağlar, zıplar, tükenmek bilmez sorular sorar, dahası; ebeveynin tüm zamanını çocuğa göre programlaması gerekir. Çocuğun dünyası ile yetişkinin dünyası birbirinden farklı olduğundan bolca çatışmalar yaşanır.


Devamı İçin Tık Tık

7 Yorum
Korkoro, Psikoloji

Sevilme Arzusu Keder, Sevme Arzusu Neşe Üretir

Şu sefil sevilme arzusu kıskançlığı, bencilliği, tükenişi üretmekten başka neyi üretebilir? Sev beni, beni sev! diye çırpınır durur, narsistlik bir haldir, kendini değersiz görmekten, aşağılık kompleksinden doğar; sürekli bir homurdanma, böylelikle nesnesini de tüketecektir. Eğer olursa kendisine acıyan biri çıkarsa… Ne sefil bir acizliktir bu… Sevilme arzusu, nesnesi karşısında şaklabanlık yapmayı, hileler yapmayı da beraberinde getirir. Kendisiyle barışık olmayanın, bir başkasını sevmesi düşünülemez. Devamı İçin Tık Tık

13 Yorum
Korkoro, Sinema

Luke’un Gülüşü

Hapisaneler, devlet işleyişinin en katı ve en açık göstergesidir. Dışarısı çok daha karmaşıktır, bu karmaşıklığın parlaklığı, devletin toplum üzerindeki baskısını gözden kaçırmamıza neden olabilir. Bu sebeple hapisaneler, toplum içinde her zaman kaçınılması gereken yerler olarak görülür ve her zaman gözden uzak, şehrin dışında inşa edilirler. Hapisanelerin müdürleri, psikologları, gardiyanları, gözetleme kuleleri, hücreleri ve katı kuralları vardır. Devamı İçin Tık Tık

2 Yorum
Edebiyat, Felsefe, Korkoro

Okur ve Yazar: Delikleri Büyüt!

Sevdiğim yazar, yazdıkça aklının yitmini hissettiren yazardır, normalliğin ve dilin sınırlarını aşındırması, aşması gerekir. Bu yitiş, ya yeni bir aklın icadıdır ya da verili aklın yıkılışıdır. Hayvanlaşan, tanrılaşan, kadınlaşan, çocuklaşan ya da hiçleşen insan-oluş. Kendini yıkarak oluş-an, bir damla suda okyanusu taşıyabilen, durgun suda boğulan, akan suda coşan, akışlarını diğer akışlara bağlayabilen, üreten arzu. Kelimeleri, bir arzu olarak aktıkça okurunun akışlarına ortak olmasının yanında aktığı yerlerden birşeyleri koparıp akışına dahil etmesi gerekir.


Devamı İçin Tık Tık

4 Yorum